YENİDEN “CHP KADAR TAŞ” (3)

Yanlış soru soruyorlar! “CHP neden halktan yeterli oy alamıyor?” yanlış bir soru. Doğru soru şöyle sorulmalı: “Seçmen halk CHP’ye neden oy vermiyor?”

Söz konusu halk kesimi CHP’nin temsil ettiği her şeye 200 yıldır karşı: Bunların dedeleri, Laik cumhuriyet yerine İngiliz, Fransız, Yunan, İtalyan işgalini tercih eden bir halk kesimiydi. Bu nedenle AKP’nin soygunlarına, vurgunlarına, yalanlarına “Ne de olsa bizden!” diye oy veriyorlar. CHP bunların “adam” ve “reşit” olmasını beklemek zorunda.

Bir yazarın az satması onun iyi bir yazar olmadığı anlamına gelmez. Elbette az satan yazar da her zaman iyi yazar değildir. Ama konunun uzmanı olarak söyleyebilirim ki çok satan yazarların yüzde 99,9’u iyi yazar değildir. Onları okurlar değil “okurcular” okur. Okurcuların çok okuduğu kişiye de “yazıcı” denir.  O misal: AKP’ye oy verenler seçmen değil mürit yığışımıdır.

 Yüce halkımız, “Eşek hoşaftan ne anlar?!” demiş…

 Özdemir İnce

25 Ekim 2015

***

CHP KADAR TAŞ (3)

Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup Başkanı Swobo’da, Sosyalist Enternasyonal’in ortak Suriye politikasından söz ederken tam anlamıyla burjuva milliyetçisi kafasıyla konuşuyor. CHP, Suriye’nin iç işlerine saygı göstermek suretiyle, tam tersine,  geleneksel sosyal demokrat zihniyetine uygun davranıyor. Swoboda’nın temsil ettiği sosyal demokrasi kapitalist-emperyalist siyaset uyguluyor.  Oysa CHP kendi anti-emperyalist geleneğine bağlı. Alkışlanması gereken CHP, kınanması gereken, Swoboda’nın tavrı. Swoboda, küresel kapitalizmin emperyalizmini temsil ediyor.  Sosyal demokrasi ile  küresel kapitalist-emperyalizmi Arap Baharı’nda ve hele Suriye politikasında nasıl uzlaşıp ortak hareket edebilir?

Bizim zır cahil İslamcılar,  müflis  solcular,  utanmadan, emperyalist Swoboda’nın  terbiyesizliğini alkışlayıp  CHP’nin  humanist politikasını kınıyorlar.

Şimdi 2008 yılında yayınlanan ikinci yazımı okuyalım:

ENTERNASYONALLER  VE  SOSYALİST  ENTERNASYONAL (Hürriyet, 15.07.2008)

[CHP hakkında yayınladığım yazılara üç türlü tepki geldi:

1.Çoğunlukta yazıları onaylayan tepkiler;

2.Beni ve CHP’yi bir kaşık suda boğmak isteyen birkaç yazı;

3.Yazılarımı onaylayıp CHP ve başkanından daha etkin bir sosyal politika üretmelerini bekleyen mesajlar.

Yazıları yazmaktaki amacım buydu zaten. Ben de CHP’nin kendini yenilemesini, daha etkin bir politika üretmesini isteyenlerdenim. Ayrıca, CHP’yi etkisizleştirmek ve AKP’ye alternatif olabilecek oluşumları engellemek isteyen uluslararası bir merkezin (merkezlerin) beyin yıkama operasyonları üzerine dikkat çekmek istedim, istiyorum.

Örneğin “CHP’yi örgütten atmayı düşündüğü” ileri sürülen Sosyalist Enternasyonal neyin nesidir?  Bu konuda kim(ler) ne biliyor, bilenler arasında kimler gerçekleri ters yüz etmek peşinde?  Bu konuda onarım amaçlı bir özet vermem gerekiyor :

Birinci Enternasyonal :  1864’da  kurulan Uluslararası İşçi Birliği. Başlangıçta bir sendika hareketiyken Brüksel (1868) ve Basel (1869) kongrelerinden sonra kollektivist tezleri benimsedi. 1868 İngiltere seçim yenilgisinden sonra Marx ve arkadaşları İngiliz sendikalarının desteğini yitirdiler. Bakunin anarşizmi etkin duruma geçti. Bunun üzerine Marx’cılar genel merkezi New York’a taşıdılar. Philedelphia konferansı 1876’da Birinci Enternasyonal’i feshetti.

İkinci Enternasyonal : 1889’da Paris’te kuruldu ve Sosyal Demokrat partileri bünyesinde topladı. Bunların en güçlüsü Alman Sosyal Demokrat Partisi idi. II. Enternasyonal de  reformizm ve devrim, sömürgecilik, milliyetçilik ve parti örgütleme konularında bölünmeye uğradı. Bir bölümü Marksçı, bir bölümü ise revizyonist idi. Revizyonistler işçi iktidarını değil, Batı emperyalizminin sağladığı zenginlikten pay istiyorlardı. Bunlara sosyal şövenistler de denir. Nitekim 1914’de Alman Sosyal Demokrat Partisi  ve İngiliz İşçi Partisi savaş kredileri lehinde oy  verdiler. Böylece ideali havaya uçan II.Enternasyonal parçalandı.

II.Enternasyonal de Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasından yana idi. Bu düşünceye sadece Fransız Jean Jaures (savaş çıkmadan bir suikaste kurban gitti) ile Lenin karşı çıkmıştı

Üçüncü Enternasyonal : Sovyetler Birliği’nin 1919 yılında Stalinist partilere kurdurduğu enternasyonal ya da komintern; daha sonra kominform (1943-1956).

Dördüncü Enternasyonal :  Troçkistlerin 1938’de kurduğu enternasyonal.

Sosyalist Enternasyonal : 1917’de Rus Devrimi ile parçalanan II. Enternasyonal’in yerine önce 1923’te daha sonra 1951’de Frankfurt’ta yeniden kuruldu. Büyük ölçüde II.Enternasyonal’in revizyonist ve sosyal şovenist partilerinin geleneğini sürdürmektedir.

Günümüz Sosyalist Enternasyonalinin işçi sınıfı ve partileri ile hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır. 1980’lerde  Soğuk Savaş’ın parçası ve kapitalist refah devletinin savunucusu olan bu örgüt, daha sonra neo-liberalizmin silahşörü oldu; işçi sınıfının kazanılmış haklarına karşı çıkmaya başladı ve küreselleşmenin saflarına iltica etti.”]

Swoboda, İkinci Enternasyal’in  sömürgeci ve milliyetçi  fraksiyonunun ağzıyla konuşuyor.

CHP milletvekili Oğuz Oyan bu gerici tavrı çok iyi teşhir etti:

“2005’ten beri şu Sosyalist Enternasyonal (SE) ile CHP arasındaki doku uyuşmazlığı üzerine yazıyorum. Aslında sorun daha derinlerde. Avrupa’nın sosyal tarihinin ürünü olan ama giderek kapitalist/emperyalist sistemin hegemonik ilişkilerinin yöntemini üstlenen Avrupa sosyal demokrasisi ile emperyalizme karşı kurtuluş savaşı pratiğinden doğan bir parti arasındaki zorlama ilişkilerde aranmalı.” (soL gazetesi, 23.05.2013)

Efendi ağalar, anlaşıldı mı şimdi Vehbi’nin kerrakesi?

Bu nedenle CHP Genel Başkanı’nın Sosyalist Enternasyonal’de yaptığı konuşma tarihe altın harflerle geçecektir.

Neymiş, Swoboda rendavuyu iptal ederek Kılıçdaroğlu’nu madara etmiş! Hadi canım sende!…

Kılıçdaroğlu bir ulusun kendi kaderini tayin hakkına saygı göstererek sosyal demokrasinin onurunu kurtardı.  Kılıçdaroğlu tam anlamıyla bir sosyal demokrat mı? O ayrı bir konu. Ama Suriye politikasında kusursuz bir sosyal demokrat.

Bir Sosyalist Enternasyonal düşünün ki laik, demokratik ve sosyal bir cumhuriyeti bir din devleti haline getirmek yolunda emin adımlarla  yürüyen  ve Suriye’ye karşı saldırgan bir politika izleyerek haydut çetelerine yardım eden AKP tarikatına arka çıkıyor ama antiemperyalist geleneğe bağlı kalan CHP’ye düşmanca davranıyor.

Suriye konusunda savaş çığırtkanlığı yapanlar,  Kürt açılımında  samimi barışçı olamazlar!

Ben anlattım ama kalın kafalılar anlayabildi mi acaba?

 (AYDINLIK, 30 MAYIS 2013)

***

CHP KADAR TAŞ (4)

2008 yılında da CHP ile Sosyalist Enternasyonal arasında ciddi bir bunalım yaşanmıştı. Ama Swoboda’nın yarattığı bunalımdan daha büyük değil! Hürriyet gazetesinde yazarken sık sık Strasbourg’a ve Brüksel’e gider, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği toplantılarını izlerdim. İlk gözlemlerimden biri şu oldu: AKP ile AP ve AB arasında anlaşılmaz (anlaşılır) bir çıkar birliği var.

İkinci gözlemim: AKP’nin özellikle Brüksel’de bulunan basın mensuplarıyla çok kuşku uyandırıcı özel ilişkileri vardır. Bu ilişkinin sonucu olarak CHP’ye karşı etkili bir ambargo uygulanmaktadır.

Bunları bildiğim için, CHP’nin, Avrupa Parlamentosu’nun Sosyalist Grup Başkanı Swoboda’yı bir mektupla AP Başkanı Martin Schulz’a şikayet etmesini çok önemli buluyorum:

(Türkiye’de) bu ve buna benzer sayfalar dolusu insan hak ve özgürlüklerine aykırı uygulamalar yaşanıyor. Türkiye’nin ana muhalefet lideri Sayın Kılıçdaroğlu, size sunduğum bu örnekler ve nicelerini AP Sosyalist Grubu ve sizlerle paylaşmak istedi. Ama ne acıdır ki, sosyal demokrat ve sosyalist düşüncenin Avrupa temsilcisi ‘burada benim istediklerimi söyleyeceksin’ zorbalığını göstererek izleri uzun yıllar kapanmayacak yaralara neden oldu. Kaldı ki, Türkiye’de yaşananların en yakın muhatabı bizleriz. Bizleri dinlemek yerine kendi düşüncelerini dikte ettirme zorbalığı ne sosyal demokrat ne de sosyalistlikle tanımlanamaz. Yaşanılan hadiseyle ilgili sosyal demokrat ve sosyalist hoşgörünün daha ağır yaralar almasına müsaade etmeyeceğinizi ve gerekeni yapacağınıza inanıyorum.”

Şimdi sıra, 2008 bunalımı sırasında yazdığım ve buraya aktaracağım son yazıyı okumaya geldi:

CHP VE SOSYALİST  ENTERNASYONAL SOSU (Hürriyet, 16.07.2008)

[ “Yeni Şafak : “Dut Enternasyonal: Sosyalist Enternasyonal toplantısında faşist damgası yemekten korkan Baykal, Atina’daki sosyalistlerden CHP’yi eleştirmeme garantisi alamayınca Ayaş’taki Uluslar arası Dut Festivali’ne gitti” (30.06.08)

Birgün : “Baykal, CHP’yi kapattı-dünyaya ; CHP’nin statükocu çizgisinin tepki alacağını anlayan Baykal, Sosyalist Enternasyonal’e gitmiyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Öymen ise AKP’yi Enternasyonal’de CHP karşıtı lobi yapmakla suçladı” (30.06.08)

Star : “Dut Yemiş Sosyal Demokrat ; Baykal ‘CHP sosyal demokrat değil’ eleştirilerini duymamak için Başkan Yardımcısı olduğu  Sosyalist Enternasyonal’in Atina zirvesine katılmak yerine  Ayaş Dut Festivali’ne gitti” (30.06.08)

Taraf : “Dünya solunu da terk ettiler ; Dünya solunun çatı örgütü Sosyalist Enternasyonal’in hedefi olan CHP Lideri Deniz Baykal, partiye karşı bir karar tasarısı çıkma ihtimaline karşı yürüttüğü pazarlıktan sonuç alamayınca toplantının yapılacağı Atina’ya gitmeme kararı aldı” (30.06.08)

Sadece bu dört gazetede değil, çoğunda bu konuda acınası ve düzeysiz yorumlar ve suçlamalar var. Hele o “Dut” ve “Enternasyonal” sarakalarının utanç verici ilkelliği !

CHP’nin Sosyalist Enternasyonal ile takışması Türkiye’nin hangi yaşamsal  sorunlarından kaynaklanıyor, ilkin bunu yanıtlayalım :

1.Başta laiklik olmak üzere Cumhuriyet’in temel ilkeleri;

2.Ulusal devlet ;

3.Kıbrıs ;

4.Kuzey Irak ve Irak’ın bütünlüğü ;

5.PKK ;

6.Fener Patrikhanesi’nin ökümenikliği iddiası ve Rum Ruhban Okulu ;

7.Yabancıların Türkiye’de mal edinmesi ve bunlar gibi irili ufaklı sorunlar.

Bu sorunlar CHP’nin özel sorunları değil, Türkiye’nin sorunları. Giderilmeleri  konusunda AKP, Sosyalist Enternasyonal’in Avrupalı üyelerinin talimatlarını emir sayıyor; oysa tanık olduğum gibi CHP Türkiye’nin çıkarlarını savunmak için bu Avrupalı üyelerle kıran kırana mücadele ediyor.

Sosyalist Enternasyonal’in Avrupalı üyeleri kim ? Avrupa Parlamentosu’nun ve Avrupa Birliği’nin üyeleri. Yani  Sosyalist Enternasyonal; Avrupa Parlamentosu ile Avrupa Birliği’nin Türkiye karşıtı politikalarını bir başka boyutta uyguluyor.

Sosyalist Enternasyonal; Avrupa Parlamentosu’nun, AB’nin  Türkiye’nin çıkarlarına aykırı politikalarına ve uygulamalarına karşı çıktığı için CHP’yi  üyeliğinden atacakmış !  Atsın !

Bunu Sosyalist Enternasyonal yöneticileri söylemiyor (söyleseler ne olur ?), “Sol”un yeminli düşmanları ve AKP’nin hınk deyicileri ileri sürüyor.

Ayrıca Sosyalist Enternasyonal’in neresi Sosyalist ? Marksist olmadan nasıl sosyalist olunuyor; özel mülkiyeti ve kapitalizmi savunarak nasıl sosyalist kalınıyor ?

Sosyalist Enternasyonal’de ciddi bir Sosyal Demokrat Parti bile yok ?                                                                                                     Bilmeden gevezelik ediyorlar !

Sosyalist Enternasyonal “Herkes emeğinin karşılığını almalı !” bile diyemez !

Sosyal Devlet dünyanın dört bir yanında iğdiş edilirken ne yapıyor Sosyalist Enternasyonal ?

Hiçbir Sosyalist Enternasyonal üyesi CHP’den daha solda değildir ! Daha solda diyen varsa ilk taşı atabilir !”]

Bu vesile ile, CHP’ye son seçimlerde ithal edilen  kimselere ve  bütün CHP’lilere bir kitap tavsiye edeceğim : Turgay Şen’in yazdığı “Atatürk ve Teşkilatçılık” (Kaynak Yayınları).

Gazi Paşa, 1927 yılında yapılan CHP ikinci büyük kongresinin açılış konuşmasında, “Anadolu ve Rumeli’yi kapsamak üzere ilk genel kongremiz Sivas’ta yapılmıştı”  der ve partinin gerçek kuruluş tarihinin Sivas Kongresi (4 Eylül 1919) olduğuna işaret eder. (Age.s.137)

Bir başka ortamda da şöyle der: “İnkilabın kanunu mevcut kanunların üstündedir. Bizi öldürmedikçe ve bizim kafalarımızdaki cereyanı boğmadıkça başladığımız yenilikçi inkilap bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki devirlerde de hep böyle olacaktır.” (age.s.144)

“Acaba” mı acaba?

 NOTA BENE: Avrupa Birliği, Suriyeli muhaliflere yönelik silah ambargosunu kaldırdı. Sosyalist Enternasyonal uyuyor mu?

 (AYDINLIK, 31 MAYIS 2013)