YETER ARTIK!

26 Ağustos 2012 tarihli BirGün gazetesinde okudum: Sağlık Bakanlığı, 2013 yılında yeni bir uygulamaya başlayacakmış. İlahiyat fakültesi mezunlarına “din psikolojisi” aşısı yapıp “manevi bakım” uzmanı kılığında hastanelere kakalamayı planlıyormuş. Bence, ilahiyat fakültesi mezunlarının yeteneklerini petrol arama işlerinde de kullanmalı. Din bilgileri ve dua gücüyle petrol mühendislerine yardımcı olurlar, mühendislere teslim olmayan petrol, ilahiyatçılara mutlaka teslim olur. Bu da yetmez: Her gün artan petrol fiatlarına karşı, ilahiyat fakültesi mezunlarının dua gücünden yararlanılabilir ve bu deneyimin ardından doğal gaz santrallarında “nefes mühendisi” olarak kullanılabilirler. Ardından bütün sanayide… Sanayi de yetmez, örneğin başta kanser araştırmaları olmak üzere bilimsel araştırmalarında da etkili olabilirler.
Olabilemezler mi? Olabilemezler ha, sizi gidi zındıklar! Sakın “El insaf ve yeter artık! Bu kadarı da soytarılık!” demeyin. Önyargılı olmayın…
BİLİMİN RUHUNA EL FATİHA…
Zındık gazete “Bilimin ruhuna el Fatiha…” diye manşet atmış! Muhabiri Olgu Kundakçı, AKP iktidarının bu yeni tezgâhını şöyle haberleştirmiş:
Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı birlikte bir fesat projesi geliştirmişler: İlahiyat Fakültesi mezunları, “din psikolojisi” alanında yetiştirilerek hastanelerde “manevi bakım uzmanı” rütbesiyle danışman olarak kullanılacakmış.
Bu yılın mayıs ayında bizim üç silahşörler (Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı) “I.Ulusal Din Psikolojisi ve Manevi Bakım Çalıştayı düzenlemişler, yeni icat edilen maneviyat komiserliği mesleğinin görev, yetki ve sorumluluklarını saptamışlar bile. “Manevi Bakım Uzmanı” olarak tanımlanan maneviyat komiserleri (aslında İslamiyet Komiserleri), hastalara, din ve hayat görüşlerine dayalı olarak profesyonel destek verecek, etik konularda kurum politikalarının geliştirilmesine danışmanlık edecek, hastaların hastalığı ya da problemi ile ilişkili olumsuz dini düşüncelerini olumluya dönüştürmelerine yardımcı olacak, hastalara rehabilitasyonda bulunacak(mış).
İSLAM ZAPTİYELERİ
Bu türden islamî zaptiyelik, parti komiserliği işini yapmak için İlahiyat Fakültesi şahadetnamesinin (yani diplomasının) yeterli olacağını sanmıyorum. Dinî bilgilerle tepeden tırnağa donanmış bu İslamcı meleklerin, psikoloji ve psikiyatri okumaları gerektiğini düşünüyorum. Birkaç haftalık kurs eğitimi kesinlikle yeterli değildir. Bu arada aklıma bir fesatlık geldi: Cinsiyeti erkek olan maneviyat melekleri, tesettürlü, mütedeyyin, muhâfazakâr ailelerin “Refika ve Kerime”lerine manevi yardımda bulunacak mı, bulunacaklarsa nasıl?
Aklıma bir şey takıldı: Maneviyat komiserleri, hastalara, din ve hayat görüşlerine dayalı olarak profesyonel destek vereceklermiş. Versinler ama bir sorun var. Bu husus haberde açık değil: Maneviyat komiserleri kimin din ve hayat görüşlerine uygun (dayalı) olarak destek verecekler? Hastaların mı yoksa maneviyat komiserlerinin mi? Maneviyat komiserlerinin din ve hayat görüşlerinden hastaya ne? Bu komiserler hastanın din ve hayat görüşlerini nasıl öğrenecekler? Bu adamların eline düşen deli zırdeli olur, nezle kansere dönüşür!
Maneviyat komiserleri, hastaların, hastalıkları ya da sorunlarıyla ilişkili olumsuz dini düşüncelerini olumluya dönüştürmekle görevli olacaklarmış.
Hastaların olumsuz dini görüşlerinden size ne? Yapılacak, din ve inanç özgürlüğüne müdahale ve baskı değil mi?
Hasta Alevi ise, Bahai ise, Hıristiyan ise, Budist ise, Deist ise, Ateist ise, Paganist ise ne olacak? Sünni müslümanlık dışında kalan din ve inançlar, hastalık ve sorunlara mı yol açıyor? Aslına bakarsanız, sorun, böyle bir projeyi düşünen yobaz kafa ve ruhlarda!
677 sayılı Devrim Yasası ile yasaklanan üfürükçülük, böylece, toplum hizmetine tekrar ve resmen giriyor. Mahşer gününe kalmaz, bunun hesabı bir gün mutlaka sorulur!
PROJENİN FETVACISI
Projeye katkıda bulunan Doç.Dr.Abdülkerim Bahadır (Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Psikolojisi Anabilim Dalı Öğretim üyesi) Birgün’e bu postmodern üfürüküçülük hakkında açıklama yapmış:
“Bugün maneviyat birçok bedensel ya da ruhsal kaynaklı hastalıklarla doğrudan doğruya etkiler icra edebilecek bir yapı olarak karşımıza çıkıyor. Maneviyatı sadeci dini çerçevede de ele almıyoruz. Kültür, gelenek, görenekler gibi bizi bir tutan, insanın ruh sağlığına etki edebilecek bütün pozisyonlarda biz varız.”
Abdülkerim Bahadır, postmodern üfürükçülüğün tanımını yapıyor (aslında yapamıyor).
Yahu kardeşim, İlahiyatçılara, imam-hatipçilere, hocalara, imamlara yeni bir arpalık ayarladığınızı itiraf edin de kurtulun. Asli görevleri elbette din zaptiyeliği olacak!
BİLİM NE DİYOR?
Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konsey Üyesi Osman Öztürk: “Hiçbir şekilde kabul edilebilir bir uygulama değil. Psikoloji bir bilim dalıdır, ancak bu projenin bilimsel dayanağı yok. Tamamiyle yaşam biçimine yönelik bir toplum mühendisliği gibi gözüküyor. Hastalara faydalı olması beklenecek bir şey değil” diyor.
Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği’nden Baran Gürsel projenin yasaya aykırı yönüne değindikten sonra, “Şu an çok fazla psikolog var ve psikologların hastanelerde istihdamı az” diyor.
Bana gelince: Kurdun çobanlık ettiği koyun sürüsünün tarihini okumak ve yazmak için koyunca (koyun dili) öğreneceğim! Koyun dilinde “Yeter artık” nasıl denir?