YÖK VE ÖSYM DÜŞMANLIĞI ÜZERİNE

Başarısız gençlere hiç kimse gerçek ve doğruları söylemiyor. İlkin kendi kendilerine yalan söylüyorlar, kendilerini kandırıyorlar.
Fethullahçıların yönlendirdiği Milli Eğitim Bakanlığı herkesi kandırıyor. Aileler gerçekleri öğrenmek istemiyor. Yazılısıyla, görüntülüsüyle medya işleri alabildiğine karıştırıyor. Fethullahçı basının bir amacı var, YÖK’ü ve ÖSYM’yi itibarsızlaştırmak. Peki öteki basının amacı ne ? Ve sonuçta, YÖK ve ÖSYM herkesin ortak nişan tahtası oluyor.
***
Gerçekleri ben söyleyeceğim: ÖSYM sınavını kazanamayıp üniversiteye giremeyen, kazanıp istediği fakülteye ulaşamayan gençler, kabahat YÖK ya da ÖSYM’de değil, Fethullahçıların yönlendirdiği Milli Eğitim Bakanlığı’nda, ailenizde ve ne yazık ki sizde.
Son ÖSYM sınavından çıkan bir genç kızımıza Televizyon muhabiri soruların kolay olup olmadığını soruyor. Genç kızımız “Kolaydı” diyor. Sorularının kolaylığıyla, zorluğuyla sınav kazanmanın hiçbir ilişkisi yok.
Gelin bir hesap yapalım: Diyelim ki Türkiye Üniversiteleri 100 bin öğrenci alacaklar. Bunun için 1 milyon aday sınava giriyor. Demek ki 900 bin öğrenci açıkta kalacak. Sınav soruları kolay da olsa zor da olsa ve on kez sınav yapılsa, kazanan 100 bin öğrenci ile kazanamayan 900 bin öğrenci aynı kişiler olacaktır.
***
O 900 bin öğrenci ÖSYM sınavını kazanmamaya mahkumdur. Çünkü aslında, ciddi bir eğitim sisteminde liseyi bitirmemeleri gerekir.
Yol geçen hanına benzeyen ilköğretim ve ortaöğretim okullarından hiçbir şey öğrenmeden ÖSYM sınavına gelmişlerdir.
Doğal koşullarda bu 900 bin öğrencinin ilk elemeden sonra çıraklık okullarına, ikinci elemede meslek okullarına, üçüncü elemede de yüksek meslek okullarına yönlendirilmeleri gerekirdi. Öğrenim süresi içinde ciddi yetenek değerlendirilmesi yapılmadığı için elenmesi gerekenler elenmiyor ve herkes üniversite önlerine yığılıyor.
***
Kimi ülkelerde eğitim-öğretim aşamalarında elenmesi gereken herkes elendiği ve lise bitirme sınavları bir tür ÖSYM sınavı olduğu için, üniversitelere sınavsız giriliyor.
Kimi ülkelerde Türkiye’de olduğu gibi giriş sınavları var.
Türkiye’nin eğitim sistemini A’dan Z’ye yeniden organize etmesi gereken Milli Eğitim Bakanlığı’nın böyle bir derdi yok. MEB’nın tek derdi Öğretim Birliği Yasası’nın rövanşını almak, eğitim ve öğretimi İslami eksende restore etmek. Bunun dışında bir amacı yok.
Oysa ilk yapılması gereken, Öğrenim Birliği Yasası’nı eksiksiz uygulamak. Meslek okulları ile İmam-Hatip okullarının yollarını ayırmak. İmam-Hatiplerden din adamı yetiştirmek, meslek okullarını yüksek meslek okulları ile organik bir bütünde birleştirmek.
Elemeyi nasıl yapacak? Buna karar verdiği zaman eğitim ve öğretim reformunun biçim ve içeriği de belli olacak.
***
Bu arada televizyonların ve gazetelerin sohbetçilerine bir tavsiyem var: Her konuda bir yığın konuk çağıran gazeteci arkadaşlarımız, AB ülkelerinin Türkiye’de görevli eğitim ve öğretim ataşelerini bir davet etseler de bu işler onların memleketinde nasıl oluyor bir sorsalar. Bir bakarsınız YÖK ile ÖSYM haklı çıkarlar. (Devam edecek)