YOKSULLARLA DAYANIŞMA HAFTASI

12-19 Aralık 2008 günleri aralığı “Yoksullarla Dayanışma Haftası” imiş. Haftanın adını beğenmedim. Yoksullarla hangi konuda dayanışma yapacağız ? Yoksullukta mı ?
Amaç yoksulları yoksulluktan kurtarmak ise haftanın değil eylemin adının “Yoksulluğu Yok Etme Savaşımı” olmalı ! Yoksulluk sürerken yoksullar ortadan kalkmaz !
***
Lâf geldi gene hakka, adalete, toplumsal adalete, gelir dağılımı adaletine dayandı ! Bunlar olmadan, yoksulluk ve yoksullar nasıl ortadan kalkacak ?
Kuşkusuz fitre, zekat ve sosyete kermesleri sayesinde değil, yeni iş alanlarının açılması ve işsizliğin ortadan kalkmasıyla, sanayileşmeyle, tarımın gelişmesi ve bu gelişmeye bağlı olarak tarımsal sanayinin kurulmasıyla… Özel girişimin üretim alanlarına rasyonel yatırım yapmasıyla…
Milli gelirin artmasıyla, milli gelirin hakça paylaşımıyla… yoksulluk azaltılabilir.
Fitre, zekat, merhamet ve sadaka ile değil, “hak” anlayışının ete kemiğe bürünmesiyle…
***
Bu kolay değil ! Anayasa’nın sosyal hukuk devletinin toplumun bütün katmanlarında yandaş bulması ve saygı görmesi gerekiyor.
O halde köklü bir siyasal reform, dahası, köklü yapısal devrimler gerekiyor.
TBMM’nin yapısının, siyasal partilerin yapısının değişmesi gerekiyor. Bu nasıl olacak ?
Bugünkü Anayasa ve yasalarla bu değişim ve dönüşümün gerçekleşmesi olanaksız.
Ama bu arada, neo-liberalizmin ve dizginsiz kapitalizmin her derde deva olduğunu ileri süren dogmatizmin aşılması gerekiyor. Köpeksiz köye köpek gerekiyor !
Dizginsiz kapitalizm ve neo-liberalizm sayesinde ülke belki zenginleşip, kalkınıp sınıf atlayabilir (o da kesin değil) ama yoksulluk ortadan kalkmadığı gibi azalmaz da…
***
Türkiye’yi konuşalım : Türkiye yoksulluk düşmanı, insancıl ve toplumcu bir Anayasa yapmadan yoksullarla dayanışma yapamaz.
İnsancıl ve gerçekten demokratik bir Siyasal Partiler Yasası’na sahip olmadan yoksullardan yana olunamaz. Yoksuldan yana olmadan onunla nasıl dayanışma yapılacak ?
Seçim Yasası adil ve demokratik olmalı ki adil, demokrat, hukuk ve adalete saygılı, yoksuldan yana insanlar TBMM’de halkı özgürce temsil edebilsinler, halk yararına yasama yapabilsinler
Çalışma hayatı, sendikal haklar yeniden düzenlenmeli ki çalışanlar, emekçiler haklarını özgürce koruyabilsinler.
***
İflasın eşiğine gelmiş hoyrat kapitalizm, küresel sermayecilik ve neoliberalizm egemenliğinde yoksullar ile dayanışma yapma olanağı yoktur. Sadece yoksulluk doğallaşır, yaygınlaşır.
Türkiye’nin 2008 cari (döviz) açığı 50 milyar doları aşacak. 1923-2003 arasındaki cari açığı toplam 57 milyar dolarken 2003-2008 döneminde, beş yıl sonra 114 milyar dolar oldu. 2002 yılında (yani AKP’nin iktidara geldiği yıl) Türkiye’nin toplam dış borcu 130 milyar iken 2008 yılında 250 milyar dolar oldu. Neredeyse yüzde yüz artmış !….
Böyle bir düzen yoksullarla dayanışma yapmaz, tam tersine, ayakta kalmak için, yoksulları daha da yoksullaştırır. İnsanlar hak arama onurlarını unutup sadakanın merhametine sığınır !