YUMURTASIZ OMLET YAPMA SANATI

Solun halkın istek ve hassasiyetlerini bilmediği, tanımadığı eleştirisine verilecek en güzel yanıt, solun muhafazakar ve İslamcı sağın oyuna talip olmadığı şeklinde olmalı. Sola bu türden bir eleştiri getirenler Cumhuriyetçi ve dindar halkı da bu kesimin içine sokmaktadırlar.
Cumhuriyet ve devrimleriyle başı hoş olmayan, dahası onlara düşmanca duygular besleyen kesimlerle solun hiçbir ilişkisi olamaz. Bunu böyle bilelim, bu kesim nüfusun şu anda yüzde onluk kesiminden daha fazlasını temsil etmemektedir.
***
Tek kurtuluşun özelleştirmede olduğunu ileri süren görüşü ciddiye alarak halka şöyle bir soru soralım: Sümerbank gibi, Et ve Balık Kurumu gibi yoksul halk için ucuz üretim yapan kuruluşlara yani KİT’lere karşı mısınız ? Demirçelik fabrikalarının özelleştirilmesine karşı mısınız ? Alınacak yanıt sanırım, halkın büyük bir çoğunluğunun KİT’lerin özelleştirilmesine karşı olduğunu ortaya çıkaracaktır.
Liberal ekonomi de, ekonomik küreselleşme politikaları da yeterince tartışılmamıştır, tartışılmalıdır.
***
Sol ne değildir, ne olamaz ? Sol, şoven-milliyetçi olamaz, militarist olamaz, İslamcı, muhafazakar ve mukaddesatçı olamaz, özgürlüklerin ve sosyal hakların engellenmesinden yana olamaz. Demokrattır, cumhuriyetçidir ve laiktir. Irkçı değildir. Kadın ve çocuk haklarını savunur. Emperyalist ve irredantist değildir, emperyalist ve irredantist politikalara karşıdır.
Solun bireyleri ben merkezci değil, toplumcudur. Eğitimin devlet tekelinde olmasını savunur, okulun ve dinsel inancın cemaatlere teslim edilmesine karşıdır. Ama solun ulusal gerçeklere yabancı kaldığını ileri sürenler, gerçekte onun cumhuriyetçi ve laik ilkelere bağlı olmasını engel olarak görmektedirler. Solun olmazsa olmazları nelerdir ?
Demokrasi, özgürlükler, insan hakları ve inanç özgürlüğü, gelir ve vergi adaleti.
***
Solu acımasızca yerenler, onun günümüz koşullarına uyum sağlayamadığını ileri sürmektedirler. Onlara göre, İngiltere ve İskandinavya dışında Avrupa solu da günümüz koşullarına yeterince uyum sağlayamamıştır. Çünkü başta Fransa ve halkı olmak üzere Latin Avrupa “Sosyal Devlet” ilkesini korumak istemektedirler.
Devlet “Sosyal” olma niteliğini yitirirse devlete de gereksinim yoktur. Sosyal olma niteliğini yitiren bütün ulusal devletler küresel ve uluslarüstü sermayenin boyunduruğuna girecektir.
***
Türk solunu beğenmeyenler bize İngiltere İşçi Partisi’ni ve onun liderini örnek göstermektedirler. İngiltere üç yüz yıldır kapitalist ekonomiyi en katı biçimiyle uygulayan bir ülke. Bu ülkenin sanayileşmesini henüz tamamlayamamış, modernleşme sürecini tamamlayamamış, epeyce köylü kalmış bir topluma örnek gösterilemeyeceğini bilmiyorlar mı?
Bir de Çin’i örnek gösteriyorlar. Çin, demokrasi ve insan haklarıyla, emekçi haklarıyla hiçbir ilişkisi bulunmayan bir Komünist Partisi yönetiminde en acımasız kapitalizmi uygulamakta. Türkiye demokratik ve özgür, insan ve emek haklarına saygılı bir ortamda gelişmek istemiyor mu ? Türk solunu eleştirenler, “sol” ile hiçbir ilişkisi olmayan garip bir sol istiyorlar. (Devamı salıya. Yarın bir “Pazar yazısı”.)