YURDUMUN “GÜYA” MÜSLÜMANLARI

İslam dininin politik istismarı, yurdumun insanlarının gelenek ve töreleri ve bunların uygulamaları konusunda tek satır eleştiri yazmayayım, yurdumun “güya”lı müslümanları ileti bombalamasına başlarlar.
Bunların, yaşadıkları topraklarla, yurtla, vatanla ilişkileri yalnızca dinsel inançlarından ibarettir. Bunun dışında hiçbir şeyle ilgilenmezler. Örneğin bor ve toryum madenlerinden haberleri bile yoktur! Büyük bir çoğunluğu vergi kaçırırlar. Devletten çaldıkları parayla kurban keserler, hacca giderler.
Bu “güya”lı Müslümanların bende bıraktıkları izlenim şudur: Dinsel hurafelerini yaşamalarına izin vermesi, bütün okulları imam-hatibe çevirmesi, türbanı kamusal alanda serbest bırakması (mümkün olursa zorunlu kılması) koşuluyla Türkiye’nin başka bir ülkenin egemenliği altına girmesine ses çıkarmazlar. On yılların birikimi olarak üzerimde bıraktıkları izlenim budur!
***
Haftada 5 gün yazıyorum. Yılda 260 yazı yapar. Sadece kör inançlarına ters düşen birkaç yazıma tepki gösteriyorlar.
Böyle bir yazı yazma fırsatından yararlanarak, bu türden insanlarla yüzleşmek istiyorum: Beni İslamı tanımamakla, Kur’anı bilmemekle, Müslüman olmamakla, dönme olmakla falan suçluyorlar.
İlkin şunu belirteyim: Benim için din inançtan çok bilgi konusudur. Tevrat, İncil ve Kur’anı (iniş sıralarına göre yazdım) Türkçe ve Fransızca okudum, okurum, okuyorum. Gerektiğinde İngilizceye de başvurum üç Kitap için. D.Masson Fransızcaya Kur’an çevirisi Türkçe meallerinin çoğundan çok daha iyidir. İki kütüphanemde birden fazla Türkçe Kur’an çevirisi vardır. Felsefi donanımımdan hiç de şikayetçi değilim. Üç dinin oturduğu felsefi, sosyolojik, tarihsel ve coğrafi mekan bağlamında dişe dokunur bilgim vardır.
Üç Kitap arasındaki tek yönlü ve Kur’an ağırlıklı metinlerarası ilişkinin bilinç ve bilgisine sahibim.
***
Şimdi de yurdumun “güya” Müslümanlarının hal ve gidişlerine değineceğim. Daha önce kimseyi üzmek ve kırmak istemediğim için hep üstü kapalı geçtim. Artık vade doldu:
1.Kur’an Arapçasını sadece Arap entellektüellerinin ilgilileri ve ciddi eğitim görmüş alimler anlar,
2.Yani sıradan Araplar Kur’an Arapçasını anlamazlar.
3. Bana kimse bu iki maddenin tersini söylemesin. Mısır, Fas, Cezayir ve Tunus’ta bulundum, Arap entelijansiyasında dostlarım var. Böyle söylüyorlar!
4.İmam-Hatip liselerinde öğretilen Arapça, liselerde öğretilen İngilizce, Fransızca ve Almancadan daha iyi değildir, belki daha kötüdür.
5.İlahiyat Fakültelerinde de ciddi Arapça eğitimi verilmediği bilinen bir şey.
6.Tanıdığım İslam bilginlerine göre, ülkemizde Kur’anı anlayanların sayısı yüz kişiyi geçmez. (Sanırım, Türkiye’de öğrenim görenler arasında demek istiyorlar.)
***
Yani bizim “Güya” Müslümanlar, elifi görseler mertek sanırlar. Kalkmışlar bir de bana horozlanıyorlar. Güldürmesinler beni!