YUTTURMACA, ALDATMACA

Ne yazık ki “yutturma, aldatma, matrak geçme, dalga geçme, yalan, yutturmaca” gibi sözcükler kapsam alanları ve derinlikleri Fransızca karşılıkları olan “mystification” kadar güçlü değil. “Mystification”a çok önem veriyorum. Çünkü benim işim, onun tam karşıtı. Benim işim yalan kırıcılık, mitos bozuculuk!
***
Tarihleriyle yüzleşme meraklılarını, 1946-1960 dönemi ile de yüzleşmeye davet eden nedense benden başka kimse yok. 27 Mayıs 1960’ı yerden yere vuranlar, 12 Mart ve 12 Eylül’ü görmezlikten geliyorlar ama 28 Şubat’ı duyar duymaz Pavlov’un köpeği tepkisini gösteriyorlar.
Demokrasiyi savunduklarını ileri sürüyorlar ama savundukları bir lümpen demokrasi. Nedeni kara sevda mı yoksa Cumhuriyet nefreti mi, hiç belli değil.
Cumhuriyet’in 1946-1960 dönemi sanki sterilize sıvı içinde bir kavanoz içinde saklanmakta.
Adnan Menderes demokrasi fatihi, Demokrat Parti ise liberal ekonominin mucidi.
Ben bu mitosun bozumculuğunu yapıyorum ve ülkemizin alimlerine Demokrat Parti’den AKP’ye, Adnan Menderes’en R.T.Erdoğan’a giden yolu incelemelerini öneriyorum.
***
Bir yazımda “karayolları politikası” ile USAID (ABD Uluslar arası Kalkınma Ajansı) arasında bir ilişki kurmuştum. Kimse bir şey anlamadı.
“Orhan Veli’nin ‘Ezan’ Yazısı” başlıklı yazımda ise Uluslar arası İmar ve Kalkınma Bankası (UİKB) heyetinden söz etmiştim.
Burada durup, üç çok değerli ve güvendiğim dostuma (Tevfik Çavdar, Korkut Boratav ve Bilsay Kuruç) USAID, AID ve UİKB konusunda yazı yazmaları için yalvaracağım !…
***
Orhan Veli yazımda dört tarih vermiştim:
14 Mayıs 1950: Demokrat Parti’nin iktidara gelişi,
2 Haziran 1950: Adnan Menderes hükümetinin güvenoyu alması:
16 Haziran 1950: Ezanın Arapça okunması yasağının kaldırılması,
18 Haziran 1950: Ülkenin ekonomik durumunu incelemek ve bir program hazırlamak üzere Uluslar arası İmar ve Kalkınma Bankası’ndan bir heyetin Türkiye’ye gelmesi.
Bu dört tarihin birbiriyle ilişkisini ve bu ilişkinin günümüze yansımasını farketmeyene, anlamayana tarihçi, sosyolog ve ekonomist demem ben. Bir şairin farkettiği kumpas ve fesadı farketmeyenlere…
***
Bir soru: UİKB heyetinin Türkiye’ye gelmesi ile Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın ideolojileri arasında bir bağlantı var mı?
Alimlerimizin çok iyi bildikleri gibi Dünya Bankası’nın, IMF’nin ve nice uluslar arası ekonomi kurum ve kuruluşlarının ABD ile çok yakın ilişkileri vardır. Yakın akraba olurlar.
Acaba UİKB’nin de ABD ile hısımlık ilişkileri var mı?
***
Ben bu yazımda yalnızca sorular sordum. Yanıtlamak tarihçilerin, ekonomistlerin, sosyologların işi. Bunu fırsat bilip bir soru daha soracağım: Türkiye’yi bunca düşünen UİKB ülkenin sanayileşmesini tavsiye etti mi acaba ? Yoksa siz bahçıvan mı olun demişti ?
Bu soruların yanıtını “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” adlı kitapta arayacağım.