YÜZLÜLER VE YÜZSÜZLER

Halk oylamasından sonra yazılan yazıları, yapılan yorumları okuyunca, aşağıda alıntıladığım metni yayınlamak farz oldu artık.
Alıntıladığım metnin yer aldığı kitabın adı: “Malte Laurids Brigge’nin Notları”.
Yazarın adı: Rainer Maria Rilke
Yayınevi: Can Yayınları
Bizim kuşağın yazar ve şairlerinin kısaca “Malte” dedikleri kitap yanımızdan hiç ayrılmazdı. Ellili, altmışlı yıllarda. Önce Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanmıştı. Daha sonra Adam Yayıncılık. Şimdi sıra Can Yayınları’nda.
Kitabın çevirmeni büyük şair Behçet Necatigil. Bir çeviri başyapıtı yani!
***
“Örneğin ne çok insan yüzü varmış da hiç farkına varmamışım. Bir sürü insan var, fakat yüzler daha fazla, çünkü her insanın yüzü birkaç tane. Aynı yüzü yıllar yılı taşıyanlar var, tabii eskir bu yüz, kirlenir, kıvrımlarından aşınır, yolculuklarda giyilen eldivenler gibi bollaşır. Tutumlu basit kimselerdir bu gibiler, yüzlerini değiştirmez, temizlemeye bile vermezler. Nesi varmış derler ve kim onlara bunun aksini kanıtlayabilir? Şimdi madem birçok yüzleri var, ötekilerini ne yaparlar sorusu gelir akla. Saklarlar. Çocukları kullansın. Ama bu yüzleri, köpeklerin de takınıp sokağa çıktıkları olur. Neden olmasın? Yüz yüzdür.
Başkaları, yüzlerini korkunç bir çabuklukla takar takar, eskitirler. Yüzler önce hiç bitmez gibi gelir onlara, fakat kırklarına daha yeni basmışlardır ki: Sonuncu yüzdür kullandıkları. Ama tabii bir gün gelir başlar trajedi: Yüzlerini sakınmaya, idareli kullanmaya alışmamışlardır, sonuncusunu bir haftada eskitip delik deşik ederler, pek çok yeri kağıt gibi incelir, giderek astar gözükür, yüz olmaktan çıkar yüz ve bununla dolaşırlar.”
***
1980’lerde Özalcılık başladığı zaman kimliklerini, kişiliklerini koruyanlara, “köşeyi dönmek” istemeyenlere, işini bilmeyenlere dinozor adı takılmıştı. Hor görerek, küçümsemeyle! “Siz demek hâlâ bıraktığımız yerde otluyorsunuz!” diye dalga geçilmekteydi onlarla.
Bunlar, Rilke’nin sözünü ettiği, yüzlerini eskitmeyen, onları çocuklarına miras bırakan düzgün insanlardı. İlke insanlarıydı bunlar, hakseverdiler, Cumhuriyet’e ve devrimlerine bağlıydılar. Yüzsüzlere göre, XXI. yüzyıla girerken dünya değişmişti, yeni liberalizmin öncülüğünde dünya küreselleşmişti, ulus devletler iflas etmişti ama dinozorlar miadı dolmuş düşünceleri savunuyorlardı. Ancak son otuz yılın tarihi dinozorların (!) ne kadar haklı olduğunu kanıtladı.
Yüzsüzlere gelince: Birinci yüzlerini, 12 Mart öncesinde, ikinci yüzlerini 12 Mart’ta, üçüncü yüzlerini 12 eylül öncesinde, dördüncü yüzlerini 12 Eylül’de, beşinci yüzlerini 28 Şubat’ta eskitliler. Birinci yüzlerini eskitirken aşırı soldaydılar, silahlı devrim yapmak istiyorlardı. Yenildiler ve döndüler. Üçüncü ve dördüncü yüzlerini 12 Eylül döneminde eskittiler ve döndüler. Solun kralı olup her şeye sahip olmak istiyorlardı ama her şeye (?) onurlarını yitirerek sahip (!) oldular. Bulundukları yerin gerçek ve modern sol olduğunu iddia ediyorlar, ama İslamcı muhitte ayak hizmetlerine bakıyorlar.