ZIRVALAMAK ŞART DEĞİL Kİ…

Özgürlüğü herkes zırvalamak için kullanmıyor. Özgürlük, eşitsizlik için değil eşitlik için gereklidir. Özgürlük ve eşitliğin yanında bir de kardeşlik olur ise, gel keyfim gel!
Daha önce (31.05.09) azınlıklar konusunda ABD’den bir e-posta almıştım. “Zırvalama Özgürlüğü” başlıklı iki yazıya bir tür cevap niteliğinde gördüğüm bu mesajı da sizlerle paylaştıktan sonra yarından itibaren kendi görüşlerimi açıklayacağım.
***
[“Uzun yıllardan beri bir göçmen ülkesi olan Amerika’da, New York’ta yaşıyorum. Bu ülkede yaşayan azınlıkların içinde hiçbir grubun Amerika hükümetinden kendilerine daha fazla haklar verilmesini talep ettiklerine tanık olmadım. Tam tersine, başta İspanyol kökenli azınlıklar olmak üzere, bütün azınlık gruplarının başkanları, vatandaşlarına İngilizce öğrenmelerini tavsiye eder, bu ülke kanunlarını bir an önce öğrenmelerini isterler, Bu çalışmayı, vatandaşlarının ABD’de rahat etmeleri için yaparlar, Yaşadığım Long Island bölgesinde de yerel yönetimin açtığı ücretsiz İngilizce kurslarına Türk azınlıklar da dahil, pek çok göçmen halen istekle devam etmektedir.
New York’ta ‘Little Italy’ ve ‘China Town’ gibi belirli azınlıkların yoğunlukla yaşadığı yerler artık tamamıyla turistik semtler haline gelmiştir ve bu gibi yerler Amerika ile özdeşleşmiştir. Üstelik ABD bu göçmenler topluluğunda ULUS kavramını geliştirmek için yıllar içinde iki slogan geliştirmiştir.
1.One nation – one Standard (Tek millet, tek bayrak):
2.I am proud to be an American. Türkçesi ile ‘Amerikan olmakla gurur duyuyorum.’
Ulusal televizyonlar dahil pek çok kanalda değişik ülkelerden gelen Afrikalı, Çinli, Hintli, Japon, Avrupa kökenli, Pakistanlı, Latin Amerikalı, Arap, pek çok ülkenin göçmeni çıkıp ‘I am proud to be an American!’ derler.
Toplumda çok benimsenmiş olan bu sloganları günlük yaşamın hemen her yönünde görmek mümkün. Özellikle Temmuz ayında her Amerikalı bu sloganlarla yatıp kalkar. Amaç, toplumda zaten benimsenmiş olan bu sloganları, ülkeye yeni gelenlere de aşılamak ve ulus kavramından duydukları tatmini tekrar içlerinde yaşamaktır.
Göçmenler ülkesi Amerika’da bunlar olurken, Türkiye’de, ‘Ne Mutlu Türküm Diyene!’ yazılarının silinmek istendiğini üzülerek okudum.”] ***
Okurumuz yorumlu mesajını sürdürüyor ama bu kadarı bile düşüncelerini aktarmaya yeter. ABD kendi ülkesinde “Tek millet, tek bayrak”, “Amerikan olmakla gurur duyuyorum” gibi birleştirici deyişleri öne çıkartır. Ki aklı başında her devlet böyle yapar.
Ama ABD dışında, ABD’de yaptığının tam tersini yapıp, mikro milliyetleri, alt kimlikleri, alt kültürleri, çok kültürcülüğü destekler.
ABD’nin kendi ülkesinde ulusal bütünleştirici politikaları kuşkusuz doğrudur. ABD dışında uyguladığı ayrıştırıcı, dağıtıcı politikalar kuşkusuz yanlış. Bir yöneticiye bu durumu sorsak, bu politikanın ABD’nin çıkarlarının gereği olduğunu söyler.
ABD’li bütün entelektüellerin Noam Chomsky’ye benzediğini sanmayalım. Çoğu Beyaz Saray ve Pentagon aydınıdır.
Bu konuda ilk gözlemimi yazacağım : Çok kültürcülük ile dinsel ve etnik alt kimlikçiliğin oluşturucu ögeleri birleştirip bir bütün (ulus) yarattığı hiç görülmedi. Tam tersine ayrıştırıcıdır bunlar. Bütün ögeleri birleştiren (başlangıçta soyut olan) ulus düşüncesidir.